Hasan Yalıncaklı

 
hasan_ylincak.jpgŞiirlerinde EZELİ mahlasını kullanan Hasan Yalıncaklı 1928 yılında Örenik'te doğdu. Babası Mustafa, annesinin adı ise Selvi'dir. İlkokulu Örenik'te okudu. Her köy çocuğu gibi  O da koyun, kuzu ve keçi peşinde çobanlık yaptı. Tarladan Sap taşıdı, Harmanda Döven sürdü. Çengelli Dağı'nın yaylasından eşek sırtında köye yoğurt-ayran getirdi. Bir öğlen sıcağında   otlattığı kuzuları Acıpınar denen yerdeki söğütlerin gölgesine indirdi. Kuzular gölgede yatarken kendisi de burada bulunan kaynaktan su içmek istedi. Kaynak suyun gözesi derenin öte geçesinde idi. Dereden atladı, fakat tam bu sırada bir iğde dikeni ayağındaki çarığı delerek ökçesine saplandı.

     Hasan, olduğu yere yatarak diken batan ayağını havaya kaldırıp 'anam' diye bağırmaya başladı. Beşyüz metre ileride ekin deren anası Selvi bu sesin geldiği yere dönünce oğlunun yerde debelendiğini gördü. Selvi Ana, elindeki orak ile Hasan'ın olduğu yere doğru koşmaya başladı. Hasan'ın yanına gelen anası  oğluna sarıldı. Ancak, Hasan O'nu diken batan ayağı tarafına hiç yanaştırmıyordu. Dikeni çıkaramayacağını anlayan Selvi Ana, oğlunu sırtına alarak köye getirdi. Evde bu diken çıkarıldı ve yarası ısıtılmış ağaç kaşıkla dağlanıp yaranın üstüne tuzlu tereyağı ve baldan yapılan merhem sürülerek Hasan'ı yatırdılar.

     Sivas'ın Yıldızeli ilçesi Pamukpınar Köy Enstitüsü'ne 1942'de kaydolan Hasan Yalıncaklı, bu okuldan 1947 yılında Öğretmen olarak mezun oldu. Orta Anadolu'nun çeşitli köy ve kasabalarında öğretmen ve idareci olarak çalışırken çok sevdiği Anonim Halk Türküleri'ni de toplamaya başladı. Yaklaşık 50 yıllık bir derleme çalışmasının sonunda bu Ananim Halk Türküleri ile kendi şiirlerini ‘Yüce Dağlar' isimli bir kitapta topladı.

     Hasan Yalıncaklı bu arada görevini sürdürürken  Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'ni de bitirdi. Onsekizinci asırda Örenik'te doğan ve orada yaşayan halk ozanı Kul Himmet Üstadım'ın (Aşık İbrahim) menkıbeleri, hayatı ve şiirlerini içeren ‘Kul Himmet Ustadım' adlı kitabı yazarak Türk kültür hayatına kazandırdı. Hasan Yalıncaklı'nın 1995 yılında basılan bu kitabı Kültür Bakanlığı'nca alınmış ve Türkiye genelindeki tüm il ve ilçelerde bulunan kütüphanelere dağıtılmıştır. Emeklilikten sonra Ankara'ya yerleşen Hasan Yalıncaklı, İsmet hanım ile evlidir. Üç çocuk babası olan Yalıncaklı, geçirdiği rahatsızlık sonucu 19 Şubat 2011 tarihinde aramızdan ayrıldı.

BAĞLI  KALIN
GÜNEŞ İKİ DEĞİL, AY İKİ DEĞİL,
TÜRKÇE KONUŞURUZ SOY İKİ DEĞİL,
KÂİNAT VARINDA HAKK İKİ DEĞİL,
ÇÖZÜLMEYİN BAĞLI KALIN BİRLİKDE,

***

TÜRLÜ ÇİÇEK OLSUN, BAL YAPAN ARI,
KÂMİL OLAN BİLİR BALDAKİ KÂRI,
KOPARMA DALINDAN YEŞİLKEN NAR'I,
SEVGİ İLE BAĞLI KALIN BİRLİKDE.

***

YÖNÜ BAŞKA OLSUN ESEN YEL BİZDEN,
MEKÂNIN SORARSAN GELİR DENİZDEN,
DOSTLUĞU ELDE TUT KAÇIRMA GÖZDEN,
ÇÖZÜLMEYİN BAĞLI KALIN BİRLİKDE.

***

UÇAMAZSIN ANADAN YOKTUR KANADIN,
HAKKI BİR BİLİRSEN OLUR MU YADIN,
BİRLİKLE BAL OLUR AĞIZDA TADIN,
ÇÖZÜLMEYİN BAĞLI KALIN BİRLİKDE,

***

EZELİ GÖNLÜMDE HAKK'DIR BİR OLAN,
YAPRAKTIR GÜZ İLE DALINDA SOLAN,
BİRLİKDİR GERÇEĞİ ARAYIP BULAN,
ÇÖZÜLMEYİN BAĞLI KALIN BİRLİKDE

GÖRDÜM

Bir tatlı dil ile bir güler yüzü,
Aşk dolu yüreği yaşlıca gözü,
Bana doğru dönmez son kalan özü,
Yüzüme kapanan kapılar gördüm.
***

Sanmayın naçarım hurç omzumda,
Kıramam keyfimi kalsın dozunda,
Bilir misin tadı vardır buzun da,
Bal dolu petekte acılar gördüm.

***

Ha desem üç konak beş hanım vardır,
Aşksız bu gönlüme dünya da dardır,
Varlık dediğinde ilk yağan kardır,
Bir seher vaktinde yel almış gördüm.

***

Yürekten bağlıyım kaşı karaya,
Dünya varlığını sokmam araya,
Yelkenim önünde durulsa derya,
Esen aşk yelini dur olmuş gördüm.

***

EZELİ uslan da durul deryanla,
Gözünden dökülür yaş damla damla,
Karanlık dünyada son kalan mumla,
Mekânsız el için yanarken gördüm.



Hasan Yalıncaklı (Ezeli) çocukluğunda kuzu otlatırken Dam Ardı Acı Pınar'da

ayağına batan iğde dikenini "Acı Pınar'' adlı şiiri ile şöyle şiirleştirmiştir.

Acı Pınar Acı Pınar
Suyun neden acı pınar.
Ayağıma diken battı ,
Sen de bana Acı Pınar.
*
Göl Ardı'nın dikenleri,
Gidip görsem ekenleri,
Kökü ile sökenleri,
Göster bana Acı Pınar.
*
Akseki'ye çıkanları,
Dönüp köye bakanları,
İğdeleri yakanları,
Göster bana Acı Pınar.
*
Türkmen Yurdu Ulu Çorak,
Kul Himmet'e olmuş durak.
Üstadımı arayarak,
Geldim sana Acı Pınar.
*
Acılarım dilde kaldı,
Eski günler nerde kaldı.
İğde beni yaraladı,
Bilemedin Acı Pınar.
*
Gözderesi Arap Dede
Göster köyün yolu nerde.
EZELİ'de olan derde,
Sen çaresin Acı Pınar.


Ezeli'nin köye özlem duygusunu yansıtan şiiri:

Gülüm bizim köyün baharı gelmiş,
Çengelli Dağının karı erimiş.
Dostlar yolumuza kilimler sermiş,
Gel de bizim köye götürem seni.
*
Taş Pınara çadır kuram eğleyem,
Gizli sırlarımı sana söyleyem,
Sensiz bu dünyada mülkü neyleyem,
Gel de bizim köye götürem seni.
*
Kuzular meleşir çimen üstünde ,
Ağız tadı vardır ana sütünde.
Dostun badeleri dolu destimde,
Gel de bizim köye götürem seni
*
Kenger kahvesini pişirem külde,
Dost kokusu vardır kırmızı gülde.
Düğümler çözülür türküde dilde,
Gel de bizim köye götürem seni.
*
Mor menekşe karışınca çiğdeme,
Kapılar açılır dostluğa deme,
Aşk yaran olsa da gerek yok eme,
Gel de bizim köye götürem seni.
*
Sevda vardır esen seher yelinde,
Arama gerçeği ocak külünde,
Dosta kapı açmak senin elinde,
Gel de bizim köye götürem seni.
*
Güneş erken doğar sular uykuda,
Seni dosta bağlar var olan sevda,
Bade sunan eller gönül hanında,
Gel de bizim köye götürem seni.
*
Yürekte hasretin yaş olur gözde,
Bu sevda söner mi yanıyor özde?
Bu bahar olmazsa gelecek güzde ,
Gel de bizim köye götürem seni.
*
Aşkı menekşede çiğdemde oku,
Yay olsa da yoktur zehirli oku,
Sevda mektubunu kilime doku,
Gel de bizim köye götürem seni.
*
Ay doğunca yıdızlara eş olur,
Coşkun sular deryasında durulur,
Sofralar kurulur dost dostu bulur,
Gel de bizim köye götürem seni.
*
Muhabbet var olur dilde dudakta,
Dilekler de kabul olmaz mı hakta?
Seher yeli serin eser şafakta,
Gel de bizim köye götürem seni.
*
EZELİ de sırlarımı gizlerim,
Tenhalarda yaş doluyor gözlerim,
Yalan değil gerçek oldu düşlerim,
Gel de bizim köye götürem seni.