Hayatı

HAZIRLAYAN: Eğitimci Yazar Hasan YALINCAKLI

    Edebiyat tarihimizde halk ozanları arasında mümtaz bir yer işgal etmiş olan Kul Himmet Üstadım bizim köylüdür. Çinçangil’dendir. Asıl adı İbrahim’dir. Hayatı hakkında elimizde kesin bilgiler yoktur. Ancak tabii ki her ozanın olduğu gibi Kul Himmet Üstadım’ın da bir hayat hikayesi vardır. Osmanlı döneminde daha ekin tarlada iken bir memur gelir, ne kadar buğday çıkacağını tahmin eder ve bu miktarın onda birini harmandan sonra vergi olarak devlete vereceğini köylüye bildirir gidermiş. Bu kişilere ‘Şahna’ denirmiş. Harmandan sonra köylü tespit edilen buğdayı, gösterilen bir yere teslim edermiş. Kendi mahsulünden verilen bu vergiye ‘Aşar’ yahut ‘öşür ‘denilirmiş.

     Aydoğan köylüleri de öşürlerini Erzincan İline bağlı Altuntaş nahiyesine teslim ederlermiş. Aşık İbrahim de delikanlı çağına girerken bu vergiyi diğer köylülerle birlikte Altuntaş’a götürüyormuş. Oluklu Pınar denen yerde İbrahim’in merkebinin ayağı kırılmış. Köylüler mecburen İbrahim’i orada bırakarak yollarına devam etmişler. İbrahim üzüntüsünden ağlarken yaşlı, sakallı elinde bir sopa ile bir adamın geldiğini görmüş. İbrahim’in yanına gelen bu zatın sorması üzerine İbrahim durumu izah etmiş. Derviş kılığındaki bu kişi evvela ‘merkebin yükünü beraber indirelim’ demiş ve indirmişler. Merkep yere basamıyormuş. Ancak ihtiyar merkebin ayağını ovunca merkep yere basmış ve yürümüş. Derviş İbrahim’e ‘bak merkebinde bir şey yok, sen yüzünü yıka gel, merkebi yükleyelim yoluna devam et’ demiş. İbrahim yüzünü yıkayıp gelmiş, derviş ona yüzünü silmesi için bir mendil vermiş ve İbrahim yüzünü sildikten sonra mendilini dervişe iade etmek istemiş; ancak derviş ‘sende kalsın’ demiş ve almamış. Merkebi birlikte yüklemişler. İbrahim bu kişiye kim olduğunu sormuş, Derviş ‘ben de senin gibi Allah’ın bir kuluyum adım da Himmet’ demiş. İbrahim azığından iki adet peksimet çıkarıp dervişe ikram etmiş. İbrahim, merkebini sürüp köylülere yetişmiş. Aşar vergisi buğdayını teslim etmiş ve dönmüş.

    Aradan yıllar geçmiş. İbrahim Uluçorak’taki evciğinin önündeki tarlasını sularken atlı bir kişinin yol üzeri olmamasına rağmen kendisine doğru geldiğini görmüş. Karşılamış, evinin önündeki sekiye birlikte oturmuşlar. İbrahim henüz pişirmiş olduğu bulgur çorbasından misafirine de ikram etmiş. Misafir de heybesinden iki adet peksimet çıkarıp birini İbrahim’e vermiş. Hala tazeliğini koruyan bu peksimetler İbrahim’de aşıklık ateşini yakmış. Sofrayı kaldırıp döndüğünde misafiri ve atını bulamamış. Bu olaydan evvel şiirlerini Aşık İbrahim mahlası ile yazan aşık, bu olaydan sonra şiirlerini KUL HİMMET ÜSTADIM mahlası ile yazmağa başlamış. İsmail Ağa dedem ‘Ben Kul Himmet Üstadıma yetiştim’ dermiş. Yetiştim demek 8-10 yaşlarında olduğunun ifadesidir. Yukarıda da ifade edildiği gibi İsmail Ağa Dedem 1795 yıllarında doğduğuna göre Kul Himmet Üstadım on dokuzuncu yüz yılın hemen başlarında vefat etmiştir. 1779 doğumlu bir oğlunun nüfusta kaydına rastlanmıştır. Bu duruma göre, Kul Himmet Üstadım’ın yaklaşık 1740 yıllarında doğmuş olduğunu ifade etmek mümkündür.
Tokat İline bağlı Almus İlçesinin Görümlü köyünde on altıncı yüzyılda halk ozanı bir Kul Himmet daha yaşamıştır. Bazen bu iki ozanın şiirlerinin karıştırıldığı görülmüştür. Mahlasında ‘Üstadım’ kelimesi bulunan şiirler Kul Himmet Üstadıma aittir, buna dikkat etmek gerekir. Zaten Üstadım mahlasını Aşık İbrahim’den, yani Kul Himmet Üstadım’dan başka kullanan olmamıştır.
Kul Himmet Üstadım Yalıncak Ocağı talibidir ve her Alevi Türk ozanı gibi Allah, Muhammet, Ali çizgisinde şiirler yazmıştır